
Arjen Arî’nin hikâye anlatıcılığı: Yaşanmışlığın edebiyata dönüşen hafızası
28.12.2025Edebiyat ve modern Kürt şiiri üzerine yaptığı derinlikli araştırmalarla tanınan Dr. Roger Acun, katıldığı programda şiirde “imge” kavramının tarihsel dönüşümünü ve modern Kürt edebiyatının öncü isimlerinden Arjen Arî’nin özgün şiir metodolojisini masaya yatırdı. Dr. Roger Acun, “Arjen Arî’nin Şiirlerinde İmaj ve Poetika” başlıklı sunumuyla, şairin kelime dünyasını, imgelerini ve Kürt şiirine kazandırdığı metodolojiyi derinlikli bir analizle dinleyicilere aktardı.
Dr. Roger Acun, sunumunun başında Ömer Dilsöz’ün kendisine aktardığı bir anıyı paylaşarak, Bölge Gazeteciler Cemiyeti’nin 2004 ya da 2005 yılında Arjen Arî ve Ömer Dilsöz için düzenlediği imza gününde salona kimsenin gelmediğini belirtti. Dilsöz’ün “Arjen, hadi ben yeniyim, yeni yazıyorum, kimse beni tanımıyor. Ama sen Arjen Arî’sin; bir adın var, şiirin var, bir poetiğin var. Niye kimse gelmedi?” sorusu üzerine Arjen Arî’nin verdiği yanıtı aktaran Acun, merhum şairin o gün “Ömer Ağabey, gelecekler. Bir gün gelecekler ama ben görmeyeceğim” dediğini hatırlatarak, “Görenlere ne mutlu” ifadesini kullandı.
“Farklı dillere geçen imge zihinde bir varlığa sahiptir”
Konuşmasında ilk olarak imge kavramının kelime kökenine ve felsefi tanımına odaklanan Acun, bu kavramın İngilizceden diğer dillere geçtiğini ifade ederek, “Soranice konuşanlar bunu ‘hîma’ yani belirti ve gösterge olarak adlandırır. Bazıları ise ‘nîgaş’ yani nakış ve tasvir der ki, bunun Arapçadaki ‘nigâr’ kelimesinden dönüştüğüne inanıyorum” dedi. Türkçedeki “imge” kelimesinin de “imaj”dan dönüştürüldüğünü belirten Acun, kavramın zihinsel, hissi ve algısal bir suret olduğunu dile getirdi.
Aristoteles’in Poetikası’na atıfta bulunan Acun, “Aristoteles, Poetikası’nda şöyle der: ‘Bir nesneye ya da bir kelimeye, gerçek anlamının dışında başka bir anlam yüklediğimizde, o şey artık bir imgeye dönüşür.’ Araplar buna ‘mecaz’ derler, ya da bu durum için ‘metafor’ kelimesini de kullanırız. Sabî dilinde ise ‘sembol’ derler. Remiz, rumuz, sembol… Bunların hepsi ama hepsi imgedir” şeklinde konuştu.
Filozofların imge üzerine görüşlerini aktaran Acun, Gaston Bachelard’ın “İmgelerin bir varlığı vardır” sözünü anımsatarak, “Zihinde oluşan imge, ne kadar soyut olursa olsun, yine de zihinde bir varlığa sahiptir. Doğrudur; dokunamazsın, hissedemezsin, göremezsin ama zihinde bir varlığı vardır” değerlendirmesinde bulundu.
“Bir imge ciltlerce kitaptan daha iyidir”
Dünya edebiyatından çarpıcı örnekler sunan Acun, Ezra Pound ve İsmet Özel arasında bir benzeşim kurarak şu ifadeleri kullandı:
“Ezra Pound, faşist bir şair olarak bilinir ve faşizm destekçisiydi; ancak kıymetli bir şairdir. Ben onu Türklerdeki İsmet Özel’e benzetiyorum. İsmet Özel’in gerçekten yüce, yüksek bir şiiri vardır; ama ne fayda, İsmet Özel faşisttir, bu değişmez yani. Ben Ezra Pound’u da böyle görüyorum. Faşisttir ama yine de iyi şiir yazmıştır ve Ezra Pound bizzat imajist şiirin kurucusudur.”
Pound’un “İnsanın bir imgeyle ifade edebileceği bir şeyi, ciltlerce kitapla doldurması gerekmez” sözünü aktaran Acun, “Yani bir kitap vardır, cilt cilt doldurmuşsundur; oysa bazen özgün bir imge inşa etmek, bir kitap yazmaktan daha iyidir. Bu da imgenin önemini ortaya koyuyor” dedi. Shakespeare’in “Kızıl mantonun içinde kıvranan şafak” ve Homeros’un İlyada ve Odysseia’da 27 yerde kullandığı “Gül parmaklı şafak” imgelerine değinen Acun, şafağın karanlıktan aydınlığa geçişinin sayfalarda anlatılabileceğini ancak birkaç kelimeyle özgün bir imgeye dönüştürüldüğünü belirtti.
Terry Eagleton’ın “İmgeli söz, günlük konuşma dilinden kopar” yaklaşımını hatırlatan Dr. Acun, klasik Divan şiirinde imge yerine “mazmun” ya da “mecaz” denildiğini ifade etti. Bu durumu bir anakronizm olarak görmemek gerektiğini savunan Acun, “Mecaz, mecaz-ı mürsel, hüsn-i talil, kinaye, tevriye ve onlarca edebi sanat, metaforlar için ya da imgeler oluşturmak için kullanılıyordu. Mesela güle ‘gül’ diyorlardı ama arkasındaki büyük anlam yârin yüzü oluyordu. ‘Servi’ dediklerinde sevgilinin boyu posu, ‘gece’ dediklerinde yârin saçı, ‘keman’ dediklerinde yârin kaşı kastediliyordu. Edebi sanatlar, imgelerin üreticisidir” dedi.
“Arjen Arî şiiri için ileride sözlük gerekebilir”
Arjen Arî’nin poetiğine dair çarpıcı tespitlerde bulunan Dr. Roger Acun, modern Kürt şiirinin öncülerinden olan Arî’nin imgelerinin folklorik sözlerden seçildiğini söyledi. Çoğu insanın kullanmamaya mahkûm ettiği halk diline ait bu kelimeleri Arjen Arî’nin bilgelikle kullandığını vurgulayan Acun, şu uyarıyı yaptı:
“Hatta şu an üzerinde çalıştığım dönemde görüyorum ki Arjen Arî’nin birçok sözünü insan anlamıyor. Yani şiirle bir ilginiz yoksa, şiir ehli değilseniz ya da Kürtçeniz çok çok iyi değilse, Arjen Arî’nin bazı şiirleri ve kelimeleri artık anlaşılmıyor. Herhalde bir 10 yıl, 20 yıl sonra, yeni nesiller Arjen Arî’yi iyi anlasın diye Arjen Arî’nin kitaplarının sonuna bir sözlük koymak zorunda kalacağız.”
Arjen Arî’nin bir söyleşisinde dile getirdiği “Ben şiiri seçilmiş sözlerden yazarım” ifadesine dikkat çeken Acun, bu metodolojinin Dadaizmin kurucusu Tristan Tzara ile benzerlik taşıdığını ancak amaca giden yolda ayrıştıklarını belirtti: “Elbette Arjen Arî’nin şiiri dadaist bir şiir değildir. Şiiri biraz parnasist, biraz da her şey gibi romantiktir. Ama diyebilirim ki Arjen Arî’nin metodolojisi, kelimeleri yan yana getiren Tristan Tzara’nın metodolojisidir. Bana göre aralarındaki fark; Tristan Tzara, bağlamları farklı olan kelimelerle anlamsız şiirler yazar, onun için anlam önemli değildi. Fakat Arjen Arî için kelimelerin ilişkisi, kelimelerin müziği ve kelimelerin kimyası çok önemlidir. O, bu folklorik kelimeleri yan yana getirdiğinde bir mantık kurar, felsefi bir şiir inşa eder.”
“Coğrafyanın ve tarihin sırdaşlığı”
Arjen Arî’nin imgelerinin folklorik kaynağın yanı sıra “coğrafyanın sırdaşlığından” geldiğini belirten Dr. Roger Acun, “Yani eğer Kürdistan’da yaşıyorsan, Kürdistan coğrafyası senin sırdaşındır. Nasıl sırdaşındır? Dağları, ovaları, nehirleri, hayvanları… Bunların hepsi senin arkadaşındır. Arjen Arî’nin şiirlerinde insan böyle pek çok şeye rastlar. Örneğin dağların yabaniliğinden tutun doğan, şahin, kartal gibi kuşlara kadar… Bunların hepsi Arjen Arî’nin şiirinde birer imgeye, birer motife dönüşür” sözlerini kaydetti.
Şairin edebi dünyasında coğrafyanın yanı sıra “tarihi sırdaşlığın” da büyük bir yer kapladığını ifade eden Acun, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Mitolojik kahramanlarla, tarihi kahramanlarla olan bağı; bu da onun şiirinde büyük bir yer kaplar. Örneğin Kawa, Mem ile Zîn, Siyabend ile Xecê… Bunlar bizim mitolojimizdir, bizim tarihi sırdaşlığımızdır. Arjen Arî bunları kullandığında sadece bir isim olarak kullanmaz, onları modernleştirir, 21. yüzyıla taşır. Bu yüzden onun şiiri canlı bir şiirdir; her zaman ayakta olan ve hiçbir zaman eskimeyen bir şiirdir. Şimdi eğer biraz daha derinleşersek, göreceğiz ki ulusal onur ve haysiyet de onun şiirinde bir imge haline gelmiştir. Yurtseverlik, özgürlük arzusu, Kürt dilinin kendisi… Bunların hepsi Arjen Arî’nin kaleminin altından geçmiş ve yeni renkler kazanmıştır. Bu yüzdendir ki onun bir şiirini okuduğumuzda sadece bir şiir okumuş olmayız; bir tarihi, bir kültürü, bir coğrafyayı ve bir felsefeyi bir arada görürüz.”

Bu haber Almanya Büyükelçiliği, Ankara maddi desteği ile Uluslararası Mentorluk ve Dijital Dönüşüm Aracılığıyla Yerel Medya Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanmıştır, içeriğin sorumluluğu kurumumuza aittir.






