
Arjen Arî şiirinde imgenin izleri
27.05.2026Modern Kürt edebiyatının köşe taşlarından şair Arjen Arî’nin edebi ve düşünsel mirası, düzenlenen anlamlı bir etkinlikle masaya yatırıldı. Etkinlikte “Arjen Arî’nin Şiirinde Toplumsal ve Ulusal Bağlamlar” başlıklı bir sunum yapan Rêdûr Dîjle, usta şairin poetikasını; ulusal hafıza, yurtseverlik ve aydın bilinci kavramları üzerinden analiz etti.
Kürt halkının ortak bir toplumsal bilince en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemden geçildiğini belirten Dîjle, böyle bir süreçte Arjen Arî’nin hafıza vurgusunu hatırlatmanın hayati bir değer taşıdığını vurguladı.
“Arjen Arî her şeyi hafızaya nakşeden bir tarihçiydi”
Konuşmasına Arjen Arî’nin sadece bir şair değil, aynı zamanda toplumun belleğini diri tutan bir tarihçi olduğunu belirterek başlayan Rêdûr Dîjle, şu ifadeleri kullandı:
“Arjen Arî her zaman böyle bir tarihçiydi ve hâlâ da öyle bir tarihçidir. Bu durum onun eserlerinde de ayan beyan, yani açık bir şekilde görülür. Bu yüzden belirtmek isterim ki, özellikle kuzeyde hak ve özgürlüklerin, Kürt halkının özgürlüklerinin ve kendi geleceklerini inşa etme duvarının önünde, demokratik bir toplum temelinde önemli gelişmelerin yaşandığı böyle bir dönemde, bu tarz bir etkinliğin düzenlenmesi bence tam isabet olmuştur ve çok ama çok değerlidir. Hele ki merkezinde Arjen Arî’nin Kürtlüğü, Arjen Arî’nin kendisi olunca bu değer daha da katlanıyor.”
Dönemsel ortaklaşmanın önemine dikkat çeken Dîjle, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Belki de hiçbir dönem, Kürtlerin birliğine, ittifakına ve beraberliğine olan ihtiyacı bize bu dönem kadar farz kılmamıştır. Bana göre bu dönem, her yönüyle bunu bize dayatmaktadır. Ya da hiçbir dönem bu gerçeği hafızamıza, bilincimize bu kadar getirmemiştir. Ve bu dönemde, Arjen Arî’nin dünyaya bakış açısı, poetikası ve perspektifiyle; her zaman hatırlanmak, hatırlatmak ve hafızaya hitap etmek isteyen o duruşunu yad etmek, şüphesiz onu daha da değer kılıyor. Çünkü Arjen Arî, toplumsal, ulusal ve insani çerçevedeki eserleri ve üretimleriyle her zaman Kürt davası meselesine odaklanmış, bunun üzerinde durmuştur.”
“Özgürlüğünü bu halkın özgürlüğüyle bir kıldı”
Arjen Arî’nin “Nazarî” adlı eserindeki “Min Ji Bîr Meke” (Beni Unutma) yazısına atıfta bulunan Dîjle, şairin ulusal hafıza tanımını şu alıntıyla aktardı:
“Nitekim gözleriyle görmeyi çok istemesine rağmen basıldığını görmeye ömrünün yetmediği o özel basım eseri ‘Nazarî’deki ‘Min Ji Bîr Meke’ (Beni Unutma) başlıklı yazısında tam da bu hafızaya, bu meseleye işaret eder. Nasıl mı? Şöyle der: ‘Bu topraklar bizim kökümüz ve damarımızsa, bizler tek tek narların üzerindeyiz; tıpkı bir nar ağacı gibi bizim de güneşe, havaya ihtiyacımız var. Ama eğer ağacı topraktan kesersen ya da tüm kök ve damarlarıyla yerinden söküp atarsan, işte o zaman kesilmiş bir ağaç gibi, rüzgarın uğultusuyla savrulup gidene kadar ölü bir insanın çekeceği acı neyse onu çeker.’ Burada Arjen Arî, Kürt davası bağlamında ulusal hafızayı, bilinci bizlere hatırlatmaktadır. Burada hem kendi ezilmişliğini hem de kendi özgürlüğünü bu halkın özgürlüğüyle bir kılmaktadır. Ve ‘Benim özgürlüğüm herkesinkidir, herkesindir benim özgürlüğüm’ der.”
“Ulusal hafıza milliyetçilik değil, yurtseverliktir”
“Ulusal hafıza” kavramının milliyetçilikle karıştırılmaması gerektiğinin altını çizen Rêdûr Dîjle, aradaki farkı şu sözlerle netleştirdi:
“Belirtmeliyim ki –yani bu tespiti henüz yeni yeni yapıyoruz– burada Arjen Arî ve ulusal hafızadan kastım kesinlikle milliyetçilik temelinde bir şey değildir. Tam aksine, yurtseverlik temelindedir. Çünkü bana göre milliyetçiliğin yurtseverlikle ya da vatan sevgisiyle hiçbir alakası yoktur. Milliyetçilik sadece halkın ve ulusun değerlerini kendine bir araç kılar ve öyle kullanır. Oysa bir ülkeyi sevmek, kültürünü ve farklılıklarını korumak milliyetçilik değildir. Bunlar, emek temelinde ve o emeğin toprakla olan bağı üzerinden yaşamı yeniden inşa etme değerleridir.”
Milliyetçilik ideolojisinin yarattığı tahribatlara değinen Dîjle, konuşmasına şöyle devam etti:
“Milliyetçilik ki insanlığın başına bela olmuş bir şeydir ve belki de hiçbir ideoloji bu milliyetçilik ideolojisi kadar katliamlara ve soykırımlara yol açmamıştır. Arjen Arî’ye göre ulusal hafıza, toplumun kendini hissetmesidir; Kürt kimliğinin, kültürünün, tarihinin farkında olması ve ona ruhla, canla sahip çıkmasıdır. Bu, doğrudan ulusal bilinçle ve toplumsal değerlerle ilişkilidir. Ona göre, yani Arjen Arî’ye göre ulusal hafıza; dildini, kültürünü ve tarihini tanımakla, ondan haberdar olmakla başlar. Aynı zamanda aidiyet bağını güçlendirir, sağlamlaştırır ve kusursuz kılar. Arjen Arî’ye göre ulusal hafıza, sadece bireysel bir kimlik arayışından ibaret olan tekil bir hareket değildir; toplumun bu alanda bilinçlenmesi ve uyanmasıdır.”
“Dışarıdan şiir ithal edersek el âlem bizimle dalga geçer”
Arî’nin geçmiş mirasa bağlılık konusundaki net duruşunu, şairin 2012 yılındaki bir röportajından örnekle açıklayan Dîjle, şu ifadeleri kullandı:
“Nitekim az önce de dile getirdiğimiz gibi: ‘Benim özgürlüğüm herkesinkidir, herkesindir benim özgürlüğüm.’ dizelerinde bu duruş kendini açıkça gösterir. Elbette bunu şiirsel çerçevede de ele aldığımızda; yanılmıyorsam 2012 yılında İmece TV’de Tegord Hoca ile yaptığı bir röportajda şöyle der: ‘Şiirimizi, var olan o köklü şiir mirasının üzerine inşa etmek zorundayız. Onu gür, gürbüz ve çok dallı bir ağaç haline getirmeliyiz. Aksi takdirde, dışarıdan bir şiir ya da şiir tarzı ithal etmeye kalkarsak, yarın öbür gün el âlem bizimle dalga geçer.’ der. Yani burada da ulusal hafızanın ve ulus olmanın o temel dinamikleri mevcuttur. Geçmişinden beslenmeli, ondan yararlanmalı ve bugünün ile geleceğin arasında sağlam bir köprü kurmalısın.”
“Ulusal hafıza özgürlük mücadelesinin kusursuz temelidir”
Arjen Arî’nin eserlerindeki politik bilince ve toplumsal gerçekliğe değinen Dîjle, sunumunu şu sözlerle tamamladı:
“Arjen Arî’ye göre ulusal hafıza, özgürlük mücadelesinin kusursuz bir temelidir. Yani bunu sadece kültürel bir çerçeveyle sınırlandırmaz. Nasıl mı? Aynı zamanda burada politik bir bilince de atıfta bulunur. Ona göre ulusal hafizada direniş bu isimle var olur, dayanışma bu isimle anlam kazanır. Bu sebeple fiziki ya da kültürel fark etmeksizin her türlü kırıma karşı durmak, ulusal hafızayı daha görünür ve daha güçlü kılar. Nitekim onun eserlerinin isimlerinden bile bu durum açıkça anlaşılır: İçeriğine bakıldığında bu durumun çok net görüldüğü ‘Ramûsan Min Veşartin Li Gelîyekî’ (Öpücükler Gizledim Bir Vadide), ‘Ev Çiya Û Spî ne’ (Bu Dağlar Beyazdır), ‘Şêrgele’ ve Arjen Arî’nin Kawa destanını adeta yeniden dokuma biçimi… Yani onun cephesinden benim anladığım budur.”
Şairin edebi vasiyetini salondakilere hatırlatan Rêdûr Dîjle, son olarak dinleyicilere şu çağrıda bulundu:”Özgürlük isteyenler, köleliği ve boyunduruk altında yaşamayı kesinlikle kabul etmezler. Sizler de bu bilinçle hareket etmeli, kendi dilinize, kültürünüze ve değerlerinize sahip çıkmalısınız. Bu yürüyüş, karanlığı aydınlatacak olan yegane yoldur.”

Bu haber Almanya Büyükelçiliği, Ankara maddi desteği ile Uluslararası Mentorluk ve Dijital Dönüşüm Aracılığıyla Yerel Medya Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanmıştır, içeriğin sorumluluğu kurumumuza aittir.






